ANA SAYFA
      HAYATI
      ŞİİRLERİ
      HİKAYELERİ
      KİTAPLARI
      MAKALELERİ
      DÜNYA GAZETESİ YAZILARI-MELBOURNE
      ÇOCUKLAR İÇİN
      İLETİŞİM BİLGİLERİ


   BİZANS İMPARATORU
HERAKLIUS HADİSİ

EGER YALAN SÖYLÜYORSA...

وَعَنْ جَابِرِ بنِ سَمُرَةَ، رَضِيَ الله عَنْهُمَا، قَالَ: شَكَا أَهْلُ الكُوفَةِ سَعْداً، يَعْني: ابْنَ أبي وَقَّاصٍ، رَضِيَ الله عَنْهُ، إلى عُمَرَ بْنِ الخَطَّابِ، رَضِيَ الله عَنْهُ، فَعَزَلَهُ وَاسْتَعْمَلَ عَلَيْهِمْ عَمَّاراً، فَشَكَوْا حَتَّى ذَكَرُوا أنهُ لا يُحْسِنُ يُصَلِّي، فَأَرْسَلَ إلَيْهِ، فَقَال: يَا أَبَا إسْحَاقَ، إنَّ هؤُلاءِ يَزْعُمُونَ أَنَّكَ لا تُحْسِنُ تُصَلِّي، فَقَالَ: أَمَّا أنا والله فَإنِّي كُنْتُ أصُلِّي بِهِمْ صَلاَةَ رَسُولِ الله، e لا أَخْرِمُ عَنْهَا، أُصلِّي صَلاةَ العِشَاءِ فَأَرْكُدُ في الأُولَيَيْنِ، وَأخُفُّ في الأُخْرَيَيْنِ، قَالَ: ذلِكَ الظَنُّ بك يَا أَبَا إسْحَاقَ، وَأَرْسَلَ مَعَهُ رَجُلاً، أَوْ رِجَالاً، إلى الكُوفَةِ يَسْأَلُ عَنْهُ أَهْلَ الكُوفَةِ، فَلَمْ يَدَعْ مَسْجِداً إلاَّ سَأَلَ عَنْهُ، وَيُثْنُونَ مَعْرُوفاً، حَتَّى دَخَلَ مَسْجِداً لِبَني عَبْسٍ، فَقَامَ رَجُلٌ مِنْهُمْ، يُقَالُ لَهُ: أُسَامَةُ بْنُ قَتَادَةَ، يُكَنَّى أَبَا سَعْدَةَ، فَقَالَ: أَمَا إذْ نَشَدْتَنَا فَإنَّ سَعْداً كَانَ لاَ يَسِيرُ بِالسَّرِيَّةِ وَلا يَقْسِمُ بِالسَّوِيَّةِ، وَلا يَعْدِلُ في القَضِيَّةِ، قَالَ سَعْدٌ: أَمَا والله لأَدْعُوَنَّ بِثَلاثٍ: اللَهُمَّ إنْ كَانَ عَبْدُكَ هذَا كَاذِباً، قَامَ رِيَاءً، وَسُمْعَة، فَأَطِلْ عُمُرهُ، وَأَطِلْ فَقْرَهُ، وَعَرِّضْهُ لِلفِتَنِ. وَكانَ بَعْدَ ذلِكَ إذا سُئِلَ يَقولُ: شَيْخٌ كَبِيرٌ مَفْتُونٌ، أصَابَتْني دَعْوَةُ سَعْدٍ.

قَالَ عَبْدُ المَلِكِ بْنُ عُمَيْر الرَّاوِي عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ: فَأَنَا رَأَيْتُهُ بَعْدُ قَدْ سَقَطَ حَاجِبَاهُ عَلى عَيْنَيْهِ مِنَ الكِبَرِ، وَإنَّهُ لَيَتَعَرَّضُ للجَوَارِي في الطُرُقِ فَيَغْمِزهُنَّ.         

 

 

 

EĞER YALAN SÖYLÜYORSA…

 

Hazreti Câbir bin Semura (r) anlatıyor:

Kûfe halkının bir kısmı vâlileri sahabe Sa'd bin Ebî Vakkas'ı, halife Hz. Ömere'e şikayet ettiler. Bunun üzerine Hz. Ömer onu Kûfe valiliğinden azletti. Yerine Ammar bin Yâsir'i geçirdi. Kûfeliler Hz. Ömer'e "Sa'd bin Ebî Vakkas, namazı güzel kıldırmıyor" demişlerdi. Bunun üzerine Medine'deki Hz. Ömer Kûfe'deki Sa'd bin Ebî Vakkas'a:

  • Ey Sa'd! Bunlar senin namazı güzel kıldırmadığını bana şikayet ediyorlar, diye bir mektup gönderdi. Bu Mektuba Sa'd bin Ebi Vakkas şu cevabı verdi:
  • Ben, Allaha yemin ederim ki ben, Rasulullah (sav.)'in namaz kıldırdığı gibi onlara namaz kıldırıyordum. Rasûlullah'ın kıldırdığı namazdan hiç bir şey eksiltmiyordum. Yatsı namazının ilk iki rekatını biraz uzun son iki rekatını da kısa tutuyordum.

Hz. Ömer bu cevabı alınca:

  • Bu senin iddian ey Sa'd!, diyerek olayı yerinde araştırması için bir iki adamı Medine'den Kûfe'ye gönderdi. Bu Heyet Kufe'ye ulaşınca Kûfe halkına vâlileri Sa'd bin Ebi Vakkas hakkında soru sormaya başladı. Kûfe'de hangi mescide girmişler iseler o mescidin halkı Sad bin Ebi Vakkas'ın iyi bir yönetici olduğunu söyleyerek onu övdüler. Tâ ki Benî Abs Mescidine gelince, Usame bin Katade denilen bir adam ayağa kalktı ve "Mâdem ki siz Sad bin Ebi Vakkas'ın nasıl biri olduğunu söylememiz için bize soru soruyorsunuz o halde size söyleyeyim: "Sa'd hiç bir Seriyyenin başında komutan olarak gitmez. Malları eşit dağıtmaz. Verdiği hükümlerde adil olmaz". Bunun üzerine Sa'd bin Ebi Vakkas şu karşılığı verdi:
  • Allah'a yemin ederim ki bu adama üç tane dua edeceğim! Allah'ım! Eğer bu adam yalan söylüyorsa, gösteriş olsun diye ayağa kalkmışsa ve başkalarına laf işittirmeye çalışıyorsa, bunun ömrünü uzat, fakirliğini arttır ve onu fitnelere bulaştır!

Aradan yıllar geçti. Bu hadisi sahabe Cabir bin Semura'dan alıp bize aktaran râvi diyor ki:

"Ben yıllar sonra bu adamı gördüm. İhtiyarlıktan kaşları gözlerinin üstüne düşmüş neredeyse gözlerini kapatıyordu. Fakirlikten kıvranıyordu. Çok ihtiyar olmasına rağmen yoldan geçen kadınlara sarkıntılık ediyordu. "Sen kimsin? Bu ne hal!?" diye soranlara "Ben yaşlı bir ihtiyarım. Sa'd bin Ebi Vakkas'ın bedduasına tutuldum" diyordu.1

 

* * *

SORULAR:

 

  • Bu hadisi bize hangi sahabe anlatıyor?
  • Kûfe halkının bir kısmı ne diye valileri Sa'd bin Ebi Vakkas'ı Hz. Ömer'e şikayet ettiler?
  • Sa'd bin Ebi Vakkas bu şikayete nasıl cevap verdi.
  • Hz. Ömer Sa'd bin Ebi Vakkas'ın cevabını alınca ne yaptı?
  • Heyet Kûfe'ye ulaşınca Sa'd bin Ebi Vakkas hakkında bilgi toplamak için nerelere gitti?
  • Mescitlerde toplanan Kufe halkının Sad bin Ebi Vakkas hakkındaki görüşü neydi?
  • Beni Abs Mescidinde ayağa kalkan adamın söyledikleri doğrumuydu?
  • Bu adamın Sa'd bin Ebi Vakkas hakkında üç tane büyük iftira atmasına Sa'd bin Ebi Vakkas nasıl bir karşılık verdi?
  • Sad bin Ebi Vakkas'ın duası tuttu mu?
  • Sad bin Ebi Vakkas'a iftira atan bu adamın sonu ne oldu?

 

İBRET VE DERSLER:

 

  • Bize birisi bir müslüman hakkında bir şikayet gerirdiğinde tıpkı Hz. Ömer'in yaptığı gibi o şikayetin doğru olup olmadığını araştırmalıyız. Zira, Kuran-I Kerim'de Yüce Rabbimiz "Ey iman edenler! Size bir fasık haber getirdiğinde hemen onu(n doğru olup olmadığını) araştırın" diye emretmektedir.
  • Müslümanların yöneticileri halka namaz kıldırmalı, hem de namazı iyi kıldırmalıdırlar. Eğer Rasulullah'ın kıldırdığı namaz gibi güzel kıldıramıyorlar iseler, o zaman yetkileri elinden alınır ve namazı güzel kıldıran başka bir yöneticiye verilir.
  • Mescitlere sık sık gitmeli, sosyal işlerimizi mescit ve civarında yapmalıyız. Mescitler hayatımızın önemli bir parçası olmalıdır.
  • Bir müslüman hakkında asla yalan yere şahitlik yapmamalıyız. Zira Beni Abs Mescidinde ayağa kalkan adam yalan yere şahitlik yaparak Sa'd bin Ebi Vakkas'ın yapmadığı şeyleri söyledi. Yalan yere şahitlik yapmak çok büyük bir günahtır. Sevgili Peygamberimiz bu konuyla ilgili olarak "Size büyük günahların en büyüklerini haber vereyim mi? 1- Allah'a herhangi bir şeyi denk tutmak (şirk koşmak). 2- Anne babaya kötü davranmak 3- Yalan konuşmak ve yalan yere şahitlik etmektir" dedi. Bu sözleri işiten sahabeler diyor ki: "Rasulullah (sav.) bu sözleri söylerken bir yere yaslanıyordu. Sonra dikilip (çok ciddi bir şekilde) "Dikkat edin! Yalan konuşmak ve yalan yere şahitlik etmektir" diye öyle tekrar etti ki biz "Ne ola da Rasulullah (sav.) sussa!" diye temenni ettik"2.

Bu konuda başka bir canlı misalimiz daha vardır: Ervâ bintü Evs diye bir kadın sahabe Saîd bin Zeyd'i halife Mervan bin el-Hakem'e şikayet etti ve "Benim toprağımdan izinsiz bir yer aldı" dedi. Bunun üzerine Halife Mervan kadınla Saîd bin Zeyd'i mahkemeye çağırdı. Saîd bin Zeyd:

  • Ben Rasulullah (sav.)'den bir hadis işittikten sonra bu kadının toprağından izinsiz bir yer nasıl alabilirim ki!??, dedi. Halife Mervan:
  • Rasûlullah (sav.)'den ne işittin?, diye sordu. Saîd şu cevabı verdi:
  • Ben Rasûlullah (sav.)'i şöyle söylerken işitmiştim: "Her kim haksız yere bir kimsenin arâzisinden bir karış toprak alırsa, onun günahı yedi arâzi olup o kimsenin boynuna dolanır". Bunun üzerine Mervan şöyle dedi:
  • Bu hadisten sonra senden başka bir delil istemiyorum (Sen haklısın)!. Ancak Saîd bin Zeyd ellerini açıp şöyle dua etti:
  • Allah'ım! Eğer bu kadın yalan söylüyorsa, bu kadının gözlerini kör et ve onu yalan konuştuğu o toprağın üzerinde öldür!..

Daha sonra bu kadının gözleri kör oldu. "Saîd bin Zeyd benden zorla aldı" dediği toprağın duvarlarına tutunarak giderken bir kuyunun içine düştü ve orada öldü3.

Yalan yere şahitlik etmek büyük bir günah olup başkasına zulmetmek demektir. Başka bir hadis-i şerifte Efendimiz (asv.) "Zulme uğrayanın bedduasından kork! Zira mazlumun bedduası ile Allah arasında hiç bir engel yoktur"4buyurmuştur. Allah Teâlâ mazlumun bedduasına hemen cevap verip onun bedduasını kabul etmektedir. Bu hadis-i şeriflerimizdeki misallerde olduğu gibi sahabe Sa'd bin Ebî Vakkas ve Saîd bin Zeyd'in duasını hemen kabul etmiş ve iftira atıp yalan yere şahitlik eden bu kadınla o adamı cezalandırmıştır. O halde biz de herhangi bir müslümana haksızlık edip onun bedduasını almaktan şiddetle kaçınmalı asla hiç kimse aleyhinde yalan yere şahitlik etmemeliyiz.

 

5- Sahabelerin hepsini sevmeliyiz. Onlar Rasulullah'ı görüp ona inanan değerli insanlardır. Onlar Rasulullah'ın talebeleridir. Onlar Rasulullah'ın arkadaşlarıdır. Onlar İslamı yaşadılar ve yaşattılar. İslam yolunda büyük sıkıntılar çektiler. Onların her birisi yıldızlar gibi parlak kıymetli müslümanlardır. O halde onları kendimize örnek almalı, onların aleyhinde asla konuşmamalıyız. Çünkü onların aleyhinde konuşanları –tıpkı bu hadis-i şerifimizde gördüğümüz gibi- Allah Teâlâ cezalandırır.

1 Buhârî, Ezan 95. Müslim, Salât 158-159. Ebû Dâvûd, Salât 128

2 Buhârî, Şehâdât 10, Edeb 6. Müslim, Îmân 143

3 Buhârî, Mezâlim 13. Müslim, Müsâkât 139-142

4 Buhârî, Zekât 41, 63, Tevhîd 1. Müslim, Îmân 29, 31. Tirmizi, Zekât 6

SÜNNET RİSALESİ
1- SÜNNETE YÖNELTİLEN İTİRAZLAR VE ELEŞTİRİLER
2- HADİSLERİN YAZILMASI
Bütün Sünnet Risaleleri
NÜBÜVVET PINARI
     12-11-2004 Hadis Dersi
     05-11-2004 Hadis Dersi
Bütün Hadis Dersleri
HADİS OKU
     118. Hadis - Sadaka
     119. Hadis - Çevre Temizliği
ve İslam
Bütün Hadisler
KURAN DİNLE
     Harika Kız
     Yasir Abdussamed
 
MELBOURNE 3Z RADYOSU KONUSMALARI
     Medinedeki Adamlar
     Kirmizi Sal
     Allah İçin İş Yapmak
     Aile Ferlerine Yapilan Harcamalar
 
Copyright © Fehmi Cicek