ANA SAYFA
      HAYATI
      ŞİİRLERİ
      HİKAYELERİ
      KİTAPLARI
      MAKALELERİ
      DÜNYA GAZETESİ YAZILARI-MELBOURNE
      ÇOCUKLAR İÇİN
      İLETİŞİM BİLGİLERİ


   BİZANS İMPARATORU
HERAKLIUS HADİSİ

MAĞARADAKİ ÜÇ ARKADAŞ

عَنْ اَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدَاللَّهِ بْنَ عُمَرَ بْنِ الْخَطّاَبِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ e يَقُولُ انْطَلَقَ ثَلاَثَةُ رَهْطٍ مِمَّنْ كَانَ قَبْلَكُمْ حَتَّى أَواَهُمُ الْمَبِيتُ إِلَى غَارٍ فَدَخَلُوهُ فَانْحَدَرَتْ صَخْرَةٌ مِنَ الْجَبَلِ فَسَدَّتْ عَلَيْهِمُ الْغَارَ فَقَالُوا إِنَّهُ لاَ يُنْجِيكُمْ مِنْ هَذِهِ الصَّخْرَةِ إِلاَّ أَنْ تَدْعُوا اللَّهَ تَعاَليَ بِصَالِحِ أَعْمَالِكُمْ قَالَ رَجُلٌ مِنْهُمُ اللَّهُمَّ كَانَ لِي أَبَوَانِ شَيْخَانِ كَبِيرَانِ وَكُنْتُ لاَ أَغْبُقُ قَبْلَهُمَا أَهْلاً وَلاَ مَالاً فَنَأَى بِي طَلَبُ الشَّجَرِ يَوْمًا فَلَمْ أُرِحْ عَلَيْهِمَا حَتَّى نَامَا فَحَلَبْتُ لَهُمَا غَبُوقَهُمَا فَوَجَدْتُهُمَا نَائِمِينَ وَكَرِهْتُ أَنْ أوُقِظَهُماَ وَاَنْ أَغْبُقَ قَبْلَهُمَا أَهْلاً أَوْ مَالاً فَلَبِثْتُ وَالْقَدَحُ عَلَى يَدِي أَنْتَظِرُ اسْتِيقَاظَهُمَا حَتَّى بَرِقَ الْفَجْرُ وَالصِّبْيَةُ يَتَضاَغَوْنَ عِنْدَ قَدَمِي فَاسْتَيْقَظَا فَشَرِبَا غَبُوقَهُمَا اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتُ فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَفَرِّجْ عَنَّا مَا نَحْنُ فِيهِ مِنْ هَذِهِ الصَّخْرَةِ فَانْفَرَجَتْ شَيْئًا لاَ يَسْتَطِيعُونَ الْخُرُوجَ مِنْهُ قَالَ اْلآخَرُ اَللَّهُمَّ كَانَتْ لِي إِبْنَةُ عَمٍّ كَانَتْ أَحَبَّ النَّاسِ إِلَيَّ وَفيِ رِوَايَةٍ كُنْتَ أُحِبُّهاَ كَأَشَدِّ ماَ يُحِبُّ الرِّجاَلِ النِّساَءَ فَأَرَدْتُهَا عَلَي نَفْسِهَا فَامْتَنَعَتْ مِنِّي حَتَّى أَلَمَّتْ بِهَا سَنَةٌ مِنَ السِّنِينَ فَجَاءَ تْنِي فَأَعْطَيْتُهَا عِشْرِينَ وَمِائَةَ دِينَارٍ عَلَى أَنْ تُخَلِّيَ بَيْنِي وَبَيْنَ نَفْسِهَا فَفَعَلَتْ حَتَّى إِذَا قَدَرْتُ عَلَيْهَا وَفيِ رِوَايَةٍ فَلَمّاَ قَعَدْتُ بَيْنَ رِجْلَيْهاَ  قاَلَتْ إِتَّقِ اللهَ وَلاَ تَفُضَّ الْخاَتَمَ إلاَّ بِحَقِّهِ فَانْصَرَفْتُ عَنْهَا وَهِيَ أَحَبُّ النَّاسِ إِلَيَّ وَتَرَكْتُ الذَّهَبَ الَّذِي أَعْطَيْتُهَا اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتُ فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ عَنَّا مَا نَحْنُ فِيهِ فَانْفَرَجَتِ الصَّخْرَةُ غَيْرَ أَنَّهُمْ لاَ يَسْتَطِيعُونَ الْخُرُوجَ مِنْهَا وَقَالَ الثَّالِثُ اَللَّهُمَّ إِنِّي اسْتَأْجَرْتُ أُجَرَاءَ وَأَعْطَيْتُهُمْ أَجْرَهُمْ غَيْرَ رَجُلٍ وَاحِدٍ تَرَكَ الَّذِي لَهُ وَذَهَبَ فَثَمَّرْتُ أَجْرَهُ حَتَّى كَثُرَتْ مِنْهُ اْلاَمْوَالُ فَجَاءَ نِي بَعْدَ حِينٍ فَقَالَ يَا عَبْدَ اللَّهِ أَدِّ إِلَيَّ أَجْرِي فَقُلْتُ كُلُّ مَا تَرَى مِنْ أَجْرِكَ مِنَ اْلاِبِلِ وَالْبَقَرِ وَالْغَنَمِ وَالرَّقِيقِ فَقَالَ يَا عَبْدَ اللَّهِ لاَ تَسْتَهْزِئْ بِي فَقُلْتُ لاَ أَسْتَهْزِئُ بِكَ فَأَخَذَهُ كُلَّهُ فَاسْتَاقَهُ فَلَمْ يَتْرُكْ مِنْهُ شَيْئًا اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتُ فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ عَنَّا مَا نَحْنُ فِيهِ فَانْفَرَجَتِ الصَّخْرَةُ فَخَرَجُوا يَمْشُونَ .

 

 

MAĞARADAKİ ÜÇ ARKADAŞ

 

Çok eski zamanlarda üç arkadaş bir yolculuğa çıktılar. Azıklarını hazırlayıp yola koyuldular.. Önlerinde uzun mu uzun bir yol vardı. Az gittiler uz gittiler, dere tepe düz gittiler... Akşam olunca dinlenmeki için bir yer aradılar... Bir de baktılar ki karşı dağın ortalarında bir mağara var... Hep birlikte gidip mağaranın içini araştırdılar. Gece yatmaya uygun olduğunu görünce sevindiler. Aşağıdan eşyalarını getirip mağaraya girdilier. Yürümekten dizlerinin bağı çözülmüştü. Yorgunluktan neredeyse yere yıkılacaklardı. Her birisi bir köşeye çekililip istirahat ettiler. İşte o sırada büyük bir gürültü koptu! Dağın tepesinden kocaman bir kaya parçası yuvarlanıp mağaranın ağzına düştü! Hemen ayağa kalkıp mağaranın ağzına koştular. Bütün güçleriyle taşı itmeye çalıştılar. Ama mümkün mü!? Kaya parçasını yerinden oynatamıyorlardı bile! İri kaya paçası mağaranın ağzını iyice kapatmış, hiç bir boşluk bırakmamıştı. Bütün güçleriyle dışarıdan yardım almak için "Kimse yok muu?" diye bağırdılar. Ancak sesleri mağaranın dışına bile çıkmıyordu. Çıksa bile ins-ü cin'in olmadığı ıssız vâdide onları kim duyacaktı?!.. Üç arkadaş yorgun-bitkin ve ümitsiz bir vaziyette oturup:

  • Sizi bu kaya parçasından, yaptığınız sâlih ameller (güzel davranışlar) ile Allah'a yalvarmaktan başka hiç bir şey kurtaramaz, dediler.

Bunun üzerine birinci adam ellerini açıp Allah'a şöyle yalvarmaya başladı:

  • Rabbim! Benim yaşlı bir anne-babam vardı. Ben onları çok severdim. Onlara hizmette kusur etmezdim. Eve yiyecek getirdiğimde çoluk-çocuğuma yedirmeden önce anne-babama yedirirdim. Bir gün odun toplamak için uzak bir yere gitmiştim. Akşam eve geç döndüm. Yaşlı anne-babam yemeklerini yiyemeden uyumuşlar. Onların karnı doymadan kendi karnımı doyurmaya da gönlüm râzı olmadı. Onlar aç uyurken ben yemek yiyemedim. Hemen ahıra gitip ineklerin sütünü sağdım. Anne-babamın yeiyeceklerini bir tepsiye koyup onların yanına geldim. Mışıl,mışıl uyuyorlardı. Onları uyandırmaya kıyamadım. Tepsi elimde sabaha kadar onların uyanmasını bekledim. Fecr vakti ayak ucumdaki bebekler ağlamaya başlayınca anne-babam uyandı ve onlara yiyeceklerini verdim... Rabbim! Eğer bu davranışımı senin rızanı kazanmak için yapmışsam ( bu davranışım senin hoşuna gitmiş ise) lütfen bizi bu kaya parçasından kurtar!.., dedi

Adam böyle söyler söylemez, kaya parçası gürüldüyerek bir miktar yerinden oynadı. Ancak dışarı çıkmak mümkün değildi. Bunun üzerine ikinci adam ellerini kaldırıp şöyle yakarmaya başladı:

  • Rabbim! Benim bir amcamım kızı vardı. Ben onu çok severdim. Dünyada en çok sevdiğim insan o kız idi. Ona olan sevgim kelimelerle ifade edilemez. Bir gün onunla birlikte olmak istedim. Ancak o beni reddetti. Daha sonraları bir kaç defa aynı teklifte bulunsam da o her defasında beni kabul etmedi. Tâ ki çok şiddetli bir kuraklığın başladığı seneye kadar... O sene ekinler kurumuş, sular kesilmiş, yiyecekler azalmıştı. İnsanlar çok sıkıntı çekiyorlardı. İşte böyle bir sırada amcamın kızı bana geldi. Çok zor durumda olduğunu söyledi ve benden para istedi. Ben de ona "Eğer benimle birlikte olursan sana yüz yirmi (altın) Dinar veririm" dedim. Kızcağız bu teklifimi kabul etmek zorunda kaldı. Tam ona sahip olacağım sırada kız bana: "Allahtan kork! Evlenmeden bu haram işi yapma!" dedi. Bu söz üzerine ben sarsıldım. Titredim. Kendime döndüm. Dünyada en çok sevdiğim insan o olmasınsa rağmen hemen ondan uzaklaştım. Verdiğim yüz yirmi (altın) Dinar'ı da ona bıraktım... Rabbim! Eğer bu işi sırf Senin rızan için yapmışsam lütfen bizi bu sıkıntıdan kurtar!, dedi.

Bunun üzerine kaya parçası bir miktar daha aralandı. Ancak çıkmak yine mümkün değildi. Böylece üçüncü adam ellerini açarak Allah'a şöyle yalvardı:

  • Rabbim! Ben bir zamanlar ticaret yapıyordum. Zengin olmuştum. Bir çok işçilerim vardı. Bir gün işçilerimin hepsine ücretlerini ödeyip memleketlerine gönderdim. Ancak içlerinden bir tanesi maaşını alamamıştı. Ücretini alamadan gitmişti. Ben onun ücretini çalıştırdım. Bir çok kâr kazandım. O paralarla bir çok mal aldım. Aradan bir müddet geçtikten sonra bu adam benim yanıma geldi ve ücretini istedi. Ben de ona: "Şu gördüğün develer, inekler, koyunlar, işçiler hepsi senin ücretin. Al, git!" dedim. Adam bana inanmayarak: "Ey Allah'ın kulu! Benimle dalga geçme! Ben ücretimi istiyorum. Bana ücretimi ve,r gideyim!" dedi. Ben onunla dalga geçmediğimi, o gördüğü malların hepsinin onun olduğunu söyleyip işin hakikatini ona anlattım. Bunun üzerine adam sevincinden ne yapacağını şaşırarak malların hepsini alıp gitti. Geriye hiç bir şey bırakmadı. Rabbim! Eğer bu işi sırf senin rızan için yapmışsam, lütfen bizi bu sıkıntıdan kurtar!, dedi.

Bunun üzerine kaya parçası bir kere daha yerinden kımıldayıp aralandı. Böylece üçü birden kurtulup mağaradan çıkıp gittiler1.

 

* * *

SORULAR:

  • Birirnci adamın yaptığı güzel davranış neydi, anlatınız?
  • İkinci adamın yaptığı güzel davranış neydi?
  • Üçüncü adamın yaptığı güzel davranış nedydi?
  • Eğer siz mağaradaki bu üç adamdan birisi olsaydınız, veyahut gemide, uçakta, otobüste yolculuk yaparken kaza geçirip hiç bir insanın size yardım edemeyeceği bir yere düşseniz, yaptığınız hangi güzel davranışla Allah'a yalvarırdınız?

 

 

İBRET VE DERSLER:

  • Uzun bir yolculuğa çıkarken tek başımıza değil en az üç arkadaşla yola çıkmalıyız.
  • Bizim sıkıntılarımızı gideren, zorluklardan kurtaran sadece ve sadece Allah'tır. Çünkü bu üç adamı mağaradan yalnızca Allah kurtardı. O halde Allah'ı çok sevmeliyiz. O'nun dediklerini yapmalıyız. O'na itaat etmeliyiz. O'nu sevindiren güzel işler yapmalıyız ki Allah ta bizi sevsin ve bizi zorluklardan kurtarsın.
  • Allah her şeyi işitir, her şeyi görür. Çünkü bu üç adamın mağaradaki yalvarmasını hiç bir insan değil sadece Allah işitti. O halde devamlı Allah'a dua etmeliyiz. Yakarmalıyız. O'nunla konuşmalıyız. Allah gönülden yapılan dualara cevap verir.
  • Allah'ın gücü her şeye yeter. Bu kıssada üç adamın yerinden oynatamadığı iri kaya parçasını Allah yerinden oynattı. O her istediğini yapar. Dileseydi O dağın hepsini yerinden kaldırıp yürütürdü.
  • Allah müminlerin dostudur. Allah bizim yardımcımızdır. Zira bu üç müslümana Allah yardım etti. Allah güzel insanlara devamlı yardım eder.
  • Anne babamızı sevip onlara hizmet etmeliyiz. Onları asla üzmemeliyiz. Çünkü Allah anne-babasına iyi davranan kulları sever. Anne babasına güzel davranan insanları Allah ödüllendirir. Tıpkı bu mağaradaki anne babasına güzel davranan birinci adamı sevip ödüllendirdiği gibi.
  • Hiç bir insanın hakkını yememeliyiz. Hiç kimsenin malını, parasını onun izni olmadan almamalıyız. Eğer birisinin parası-malı bizde kalmış ise o malı aynen kendisine geri vermeliyiz. Çünkü mağaradaki üçüncü adam böyle yaptı. O nedenle Allah onu ödüllendirdi.

1 Buhârî, Buyû' 98, İcâre 12, Enbiyâ 53, Edeb 5. Müslim, Zikir 100

SÜNNET RİSALESİ
1- SÜNNETE YÖNELTİLEN İTİRAZLAR VE ELEŞTİRİLER
2- HADİSLERİN YAZILMASI
Bütün Sünnet Risaleleri
NÜBÜVVET PINARI
     12-11-2004 Hadis Dersi
     05-11-2004 Hadis Dersi
Bütün Hadis Dersleri
HADİS OKU
     118. Hadis - Sadaka
     119. Hadis - Çevre Temizliği
ve İslam
Bütün Hadisler
KURAN DİNLE
     Harika Kız
     Yasir Abdussamed
 
MELBOURNE 3Z RADYOSU KONUSMALARI
     Medinedeki Adamlar
     Kirmizi Sal
     Allah İçin İş Yapmak
     Aile Ferlerine Yapilan Harcamalar
 
Copyright © Fehmi Cicek