ANA SAYFA
      HAYATI
      ŞİİRLERİ
      HİKAYELERİ
      KİTAPLARI
      MAKALELERİ
      DÜNYA GAZETESİ YAZILARI-MELBOURNE
      ÇOCUKLAR İÇİN
      İLETİŞİM BİLGİLERİ


   BİZANS İMPARATORU
HERAKLIUS HADİSİ

ADÂLET MÜLK'ÜN TEMELİDİR

Platon'dan Konfüçyus'a, Makyevelli'den Karl Marks'a kadar hiç bir filozof, yönetim felsefesi alanında Hz. Ömer'in söylediği "Adâlet Mülkün Temelidir (El-Adlü Esâsü'l-Mülk)" sözü kadar derin anlamlı, veciz (özlü) ve hakikati ifade eden bir söz söylememiştir. Ancak Niçe'nin, Karl Marks'ın ve Göte'nin, hakikatın kabuklarını ifade eden, bazen de bâtılın çekirdeğini gösteren sözleriyle hayat bulmaya çalışan gençlerimiz, maalesef Hz. Ömer'in bu engin sözünün manasından mahrum bırakılmıştır. Hemen belirtelim ki, bu sözün Hz. Ömer'e ait olduğuna inanmayanlar dünya kütüphanelerindeki bin yıllık yazma eserlere müracaat edebilirler.

Bu cümledeki "Mülk" kelimesinin manasını bilmeden cümlenin altında yatan geniş ve derin manayı kavramak mümkün değildir. Aslı Arapça olan "Mülk" kelimesi Türkçemize dar anlamıyla "Mal-Mülk" olarak geçmiştir. Bu nedenledir ki Arapça bilmeyen bir çok avukat, hakim, savcı, komutan ve siyasetçi adliye koridorlarında yazılan ve Mustafa Kemal'e izafe edilen bu sözün ne anlama geldiğini bilmemektedirler. Arapça'da "Mülk" kelimesi, "Melik" (Kral, Hükümdar, Sultan) kelimesiyle aynı kökten gelmektedir. Bu nedenle "Mülk" kelimesi "Devlet, iktidâr, güç ve yönetim" manasını taşımaktadır. "Adâlet mülkün temelidir" demek; "Adâlet devletin temelidir, adâlet iktidârın temelidir, adâlet gücün ve yönetimin temelidir" demektir. Nasıl ki bir binanın temelleri zayıfladığı zaman o bina çöküyor ise, adâlet zayıfladığı zaman da devlet çöker! Yönetim ve iktidâr yıkılır! Güç gider!.. Bu iktidâr ister bir hükümet iktidârı olsun, ister bir vâli iktidârı olsun, isterse bir fabrika yönetimi, bir okul veya vakıf iktidârı olsun... Eğer bir yönetimde adâlet yok ise o iktidâr ve yönetim yıkılmaya başlamış; eğer tamir edilmez ise çökecek demektir. Dolayısıyla Hz. Ömer (r), basit bir dernek yönetimi ve iktidârından tutun da, en büyük kuruluşların, müesseselerin ve devletlerin iktidârlarına varıncaya kadar, sanki "Ey insanlar, eğer yönetim ve iktidârınızın devam etmesini istiyorsanız, âdil olun! Adâlete son derece önem verin. Haksızlık ve zulüm yapmayın. Aksi takdirde er veya geç, ama kesinlikle yıkılıp gidersiniz" demek istemiştir. İşte çölün ortasından kıyamete kadar bütün insanları aydınlatacak bir hakikat!.. Bu kadar özlü, derin ve kapsamlı... Adliye koridorlarına asılması da bir o kadar önemli. Hâkimler, savcılar ve adli yöneticiler okusun da adâletten ayrılmasın diye... Eğer ayrılırlar ise, devletin temellerini sarsarlar diye... Ne dersiniz, adâleti zedeleyenler devletin temellerine dinamit döşeyen vatan hainleri değilmidir?

Bir ülkenin gelir dağılımını halka eşit paylaştırmayanlar, kendi şahsi ideolojisini başkalarına dayatmak için binlerce insana zulmedenler, devlet kasalarını hortumlayarak ülkeyi iflasın eşiğine getirenler, bir taraftan putlu ve mutlu azınlığın şehvetlerini doyurup israf, lüks ve eğlence içinde çılgına çevirirken diğer taraftan milyonlarca insanı fakir düşürenler, kamu kurum ve kuruluşlarını kendi menfaatleri için kullananlar, ihalelere fesat karıştıranlar; cumhuriyetin temellerini sarsan vatan hainleri değilmidirler?

Bu arada önemli bir nükteyi hatırlatmakta fayda var: Tarih boyunca yıkılan bütün devletlerin çöküş sebeplerini irdelediğimizde bu sebeplerin hepsinin temelde iki ana sebebe dayandığını görmekteyiz: 1- Adâletin yok olması 2- Fuhuş ve ahlaksızlığın yaygınlaşması. İşte bu nedenledir ki Hz. Osman döneminden günümüze gelinceye kadar bütün müslüman ülkelerde cuma hutbesinden sonra Nahl suresinin 96. Ayeti kerimesi okunur. Bu âyeti kerimede Allah Teala bizlere üç şeyi emrediyor, üç şeyi de yasaklıyor. Emrettiği şeylerin başında "Adâlet" yasakladığı şeylerin başında "fuhuş ve ahlaksızlığın" gelmesi ne kadar da anlamlıdır.

Öte yandan, öldükten sonra dirilmeye, dirilip te hesap vermeye inanmayanlardan ne kadar adâlet bekleyebilisiniz? Kendisine hesap sorulup mutlak adâletin gerçekleşeceğine inanmayanlardan ne kadar adâlet bekleyebilirsiniz? "Beni asker, polis, kanun, savcı vs, görmese de, beni gören bir "Yaratıcı" var. Eğer bu işi yanlış yaparsam kıyamet günü bana hesabını sorar. Hesabı da şiddetli olur. Eğer "doğru ve adaletli" yaparsam ödül ve mükâfâtı da güzel ve muhteşem olur" diye inanmayan bir asker, polis, savcı ve yöneticiden ne kadar adâlet bekleyebilirsiniz?

 

HASAN FEHMİ ÇİÇEK

29 Temmuz 2009- Melbourne

www.fehmicicek.com

SÜNNET RİSALESİ
1- SÜNNETE YÖNELTİLEN İTİRAZLAR VE ELEŞTİRİLER
2- HADİSLERİN YAZILMASI
Bütün Sünnet Risaleleri
NÜBÜVVET PINARI
     12-11-2004 Hadis Dersi
     05-11-2004 Hadis Dersi
Bütün Hadis Dersleri
HADİS OKU
     118. Hadis - Sadaka
     119. Hadis - Çevre Temizliği
ve İslam
Bütün Hadisler
KURAN DİNLE
     Harika Kız
     Yasir Abdussamed
 
MELBOURNE 3Z RADYOSU KONUSMALARI
     Medinedeki Adamlar
     Kirmizi Sal
     Allah İçin İş Yapmak
     Aile Ferlerine Yapilan Harcamalar
 
Copyright © Fehmi Cicek