AVUSTRALYA’LILARIN GÜNAHLARI - 2
Kendi elinde bulunan imkanlarla yetinmeyip başkalarının elinde bulunanlara göz dikenler dünyayı elde etseler asla mutlu olamazlar. Çünkü ikinci bir dünya daha isterler!.. Sevgililer sevgilisi, Yaratıcı’dan aldığı bilgilerle bize yaratılanı tanıtıyor: “Adem oğlunun bir vâdi dolusu altını olsa, ikincisini ister” (Buhari, Rikâk 10). İkincisini elde etse, üçüncüsünü ister. Dünyaya sahip olsa, Mars’a, Jüpiter’e göz diker! Çünkü hırs ve şehvetin bu dünyada sonu yoktur. Hırs ve şehvetin önünü açarak bu dünyada asla mutlu olamazsınız. Bu kadar çok tatil yerlerine sahip olan Avustralya’lılar, şu kadar çok mallara sahip olan zenginler; neden Mevlana’nın bir lokma, bir hırka ile dört metrekarelik odasında duyduğu lezzet, tat, huzur ve mutluluğa ulaşamıyor? Tam tersine, şehvete daldıkça stress ve hastalıkları artıyor? Sevgili peygamberimiz bu hayatta bizi mutluluğa götüren bir formül öğretiyor: Madden bizden düşük olan insanlara bakmamızı, yüksek olanlara asla bakmamayı emrediyor. Mânen ise, düşük olanlara değil yüksek olanlara bakmamızı tavsiye ediyor.
Hele, başkalarının elinde bulunanları elde etmek uğruna kaybettiğimiz değerler!.. Dürüstlük, onur, haysiyet ve şeref? Beş kuruşluk kâr için yalan söyleyen tüccarlar? Patronun kölesi olan işçiler? Yeni bir ev, yeni bir araba alınacak diye ihmal edilip kaybedilen evlatlar? İslam ne güzel söylemiş:
‘Azze Men Ka’na’a
Zelle Men Ta’ma’a
“Kanaatkâr (elinde bulunan imkanlarla yetinen)ler, “Aziz (şerfli, değerli, güçlü)” olur.
Tamahkâr (hep başka şeylere göz diken)ler ise, “Zelil (alçak, değersiz, düşük)” olur”
Başta zina olmak üzere, günah işleyen bir kimsenin hafızası zayıf olur. Günümüzde günahlar çok arttığı için hafızalar iyice zayıfladı. Değil bir sene önce söylediği bir cümleyi, bir hafta önce ne dediğini unutan insanlar var. Hatta sabah söylediğini akşam unutan, beş dakika önce elinde olan kağıdı nereye koyduğunu hatırlamayan insanlar var. Oysa ki sahabeler, Rasulullah (sav.)’den duydukları bir hadisi, bir cümleyi, bir kelimeyi ömürleri boyunca unutmazlardı. Hz. Aişe’nin (R) “Keenni Enzuru İlâ... (Hâlâ daha gözlerimin önündedir. Yanımda gözlerimle görüyor gibi hatırlıyorum...)” diyerek başladığı hadisler meşhurdur. Biraz hafızasının zayıfladığını şikayet eden Ebû Hureyra (R), Efendimizin ona öğrettiği duadan ve yöntemden sonra, Allah Rasulünden duyduğu bütün sözleri kelimesi kelimesine ezberlemiş, aradan yıllar geçse de bir harfini bile asla unutmamıştır.
Fotokopi makinesi gibi bir hafızaya sahip olan İmam Şafii, eline bir kitap alır, sol sayfasını kapatır, sağ sayfasına bir kaç saniyelik bakmakla sayfayı tamamen ezberler, aynı şeyi sol sayfa için yapar, böylece koca bir kitabı kısa zamanda ezberlerdi. Ezberlediğini de uzun yıllar unutmazdı. Bir gün evinden çıkıp medreseye giderken komşu evlerden çocuğuna aniden bağıran bir kadının sesi reflex olarak İmam Şafii’nin yüzünü aniden kadına doğru çevirir ve yarım bağladığı baş örtüsünün altındaki saçlarının bir kaç telini görür. Bu nedenle ileriki günlerde hafızasında biraz zayıflık hisseder. Bu durumu hocası Veki’ b. El-Cerrah’a nefis bir beyitle şöyle izah eder:
Şekevtü İlâ Vekî’in Sûehıfzî
Fe’erşedeni İlâ terki’l-Meâsî
Fe’innel-ilme nûrun
Nûrullahi lâ yu’tâa lil’âsî
Hocam Veki’ye hâfızamın zayıflığını şikayet ettim,
Günahları terketmemi bana tavsiye etti.
“Bu ilimler bir nurdur,
Allah’ın nûru, günahkâra verilmez” dedi.
İmam Buhari’nin , İmam Ahmed b. Hanbel’in ve diğer hadis alimlerinin hafızaları dillere destandır. Onların bu hafızayla yazdıkları eserleri biz günümüzde daha okumaktan âciziz. İmam Dârakutnî’ye bu ismin niye verildiğini bilirmisiniz? “Dâr”, yurt (ev) demektir. “Kutn” ise pamuk. Yani “pamuk yurdu”. Çünkü imam Dârakutni yanında pamuk taşımakla meşhur olmuştu. Neden? Çünkü öyle bir kuvvetli hafızaya sahipti ki, “Allah’a yemin ederimki bu kulağımdan her ne içeri girerse içinde kayıtlı kalıyor” der böylece çarşı pazarda satıcıların söylediği gereksiz sözler hafızasında kalmasın diye kulağına tıkamak için yanında pamuk taşırdı.
Hele içki? İçkinin açtığı maddi ve manevi zararlar, kazalar, yıkımlar, tahribatlar, aile problemleri, ölümler? Birisi çıksa da içkinin Avustralya’ya verdiği zararlar hakkında doktara tezi yapsa? Güzel insan “Ra’su’l-Münkeri el-Hamru” (Bütün kötülüklerin başı, içkidir) buyuruyor.
Yine o güzel insan büyük günahların en büyüklerini haber veriyor: Allah’a şirk koşmak (O’na her hangi bir şeyi denk tutmak. O’nu doğru tanımamak). Anne-babaya kötü davranmak. Gerçek dışı beyanda bulunmak.Yalancı şahitlik yapmak.
Bu günahlar -acilen tedbir alınıp kurtulma yolları aranmazsa- fertleri, toplumları ve devletleri yıkar. Eğer kilise ve hükümet ciddi olarak bu günahlardan kurtulmak istiyorsa, biz plan ve projeleri sunmaya hazırız. Haberi yapan Siobhan Duck’ı böyle hayati bir konuya değindiği için tebrik ediyorum. Eğer Avustralya’lıları sevmeseydim “Ne halleri varsa görsünler” der bu konuyu yazmazdım. |