ANA SAYFA
      HAYATI
      ŞİİRLERİ
      HİKAYELERİ
      KİTAPLARI
      MAKALELERİ
      DÜNYA GAZETESİ YAZILARI-MELBOURNE
      ÇOCUKLAR İÇİN
      İLETİŞİM BİLGİLERİ


   BİZANS İMPARATORU
HERAKLIUS HADİSİ

ÇAĞLARIN ÖTESİNE UÇANLAR

Bazı insanlar vardır. Onlar öldükten sonra hayvanlar ve bitkiler rahata kavuşurlar. Onların zararlarından kurtuldukları için... Hatta yer ve gök onlara lanet eder.

Bazı insanlar da vardır ki, onların ölümüne yer ve gök üzülüp ağlar. Vefatlarından sonra asırlar geçse bile hâla kaplerde ve gönüllerde yaşarlar. Ölümlerinden yıllarca sonra bile insanları faydalandırmaya devam ederler. Bunlar, çağların ötesine süzülen ölümsüz kahramanlardır. İşte, büyük Allah dostu, gönül ehli Abdulkadir Geylâni hazretleri bunlardan biridir. Yazdığı “Fethur-Rabbâni (İlahi Armağan)” adlı esriyle ölümünden 848 sene sonra bile Avustralyanın bir köşesinde yaşayan benim gibi âciz bir kulu etkilemeye devam etmiştir. Neden? Neden bu insanlar çağların ötesine te’sir edip nesilleri etkileyebildikleri halde, biz daha kendi yaşadığımız dönemi hatta yakın çevremizi bile etkileyemiyoruz? Kanaatimize göre bunun iki sebebi var:

Birincisi: Bu insanlar dünyaya hiç meyletmemişler. Dünyada ellerine ne geçmiş ise hepsini dağıtmışlar. Para, makam, mevki, şöhret gibi şeylerin hiç birisine tenezzül etmemişler. Dünyada maddi olarak sahip okdukları tek şey; giydikleri bir tane elbise ve kendilerini ayakta tutacak kadar buldukları bir günlük yiyecek (Kûtu’l-Yevm)! Dünya sevgisini kalplerinden çıkarmışlar. Hatta cennetin güzelliklerinden bile vazgeçmişler. Onların, kalplerine koydukları tek şey İLAHİ SEVGİ, MUHABBET VE AŞK. Bunun ötesinde dünyalık hiç bir şeye tenezzül etmemişler. Dünyadan kaçtıkça, dünya menfaatleri onların ayaklarının altına gelmiş, ancak onlar bunların bir imtihan olduğunu bilerek dünya malı önlerine gelince hıçkırıklar içinde ağlayarak o mallara meyletmeyip hepsini fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine dağıtmışlar. Tıpkı Allah Elçisi Hz. Muhammed (asv.)’ın yaptığı gibi... Medine’de devlet olup Bahreyn’in malları (vergileri) mescidin ortasına yığılınca Beşerin Efendisi onlara dönüp bakmadan mihraba geçip namaz kıldırmış, namazdan sonra ise son kuruşuna kadar hepsini halka dağımıştır! Eline geçen her şeyi halka dağıttığı için çoğu günler açlıktan karnına taş bağlamıştır. Hz. Âişe vâlidemiz yeğeni Urve b. Zübeyr’e Rasulullah’ın vefatından sonra “Yeğenim. Biz, Rasulullah (sav.) hayattayken üç ay geçerdi de Rasulullah’ın evinde hiç duman tütmezdi (yemek pişmezdi)” demiş, Urve b. Zübeyr’in “Peki halacığım, sizi yaşatan şey neydi?” diye sorması üzerine Hz. Aişe (Rha): “İki siyah şey: Hurma ve su” cevabını vermiştir.

İkincisi: Allah’ın emir ve yasaklarına harfiyyen bağlı kalmaları. Onlar haramlardan şiddetle kaçmanın ötesinde mekruhları, hatta şüpheli şeyleri bile terkederlerdi. Farzları yerine getirmenin yanısıra vacipleri, sünnetleri bile asla ihmal etmezlerdi. Bu yolda öyle sabır, sebat ve azim ile devam ettiler ki, ta ki Allah onları sevinceye kadar... Onlara “Sevgilim” deyinceye kadar... Allah’ın “Sevgilim” dediği bir kula artık ne dünyada ne de ahirette hiç bir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. Çünkü yer ve gök halkı onların hizmetine koşarlar. Gelin isterseniz biraz da Abdulkadir Geylani hazretlerini dinleyelim:

“Kalbini Hakk’a ver. Kalbini O’na verebilirsen, kalb alemine perdeler açılır. Onlarla ( o pencerelerle) hikmetlere bakarsın. Mâna, sûret olur. Gayb alemine geçen şeyler dışa çıkar. Haber olarak söylenen, açıkça görülür.

Kul Allah için iyi olursa her uygunsuz halden esirgenir. Hâli iyiye çevrilir ve hâlden hâle geçilir. Her an manalar diyarına uçar. Kalbini imanla doldurur. Yakınlık ve müşâhade ülkelerine geçer.

Bu hal ehli için gece yok, gündüz var. Karanlık yok, ışık var. Keder yok, iyilik var. Nefis yok, kalb var. Yokluk var, varlık yok. Hazır hâli olmayan bir Gayb âlemi var.

Bunların temeli, Allahu Teala ile ülfet halini bulmaktadır. Söz neye yarar; Hak ile aranda ünsiyet peyda olmadıktan sonra...

Allahu Tealayı isteyip arzuladıkça, yollar açılır ve O’nun “Yakınlık” evine girmiş olursun. Zorluklar yok olur. Kalbinde Hak’la ülfet peyda olur. “Yakınlık” derecen her an artar.

Yakınlık dereceleri yavaş yavaş yükselir. Kulluğun yerinde oldukça kulluk yakınlığın büyür. Sonra daha büyür. Bu hal büyümekte son bulduğu an kalbin Allahu Teala’nın nuruyla dolar. Oraya başkası yol bulup giremez. Ve orada başkaları için bir boşluk kalmaz...” (Fethu’r-Rabbani, sh. 192. 36. Meclis)

Abdulkadir Geylani hazretleri. Rahmetullahi aleyh. Rabbim, dünyadayken senden istifade etmeyi, ahirette ise Efendimizin huzurunda seninle tanışmayı bizlere de lutfeylesin...

H. FEHMİ ÇİÇEK

25.10.09 -MELBOURNE

SÜNNET RİSALESİ
1- SÜNNETE YÖNELTİLEN İTİRAZLAR VE ELEŞTİRİLER
2- HADİSLERİN YAZILMASI
Bütün Sünnet Risaleleri
NÜBÜVVET PINARI
     12-11-2004 Hadis Dersi
     05-11-2004 Hadis Dersi
Bütün Hadis Dersleri
HADİS OKU
     118. Hadis - Sadaka
     119. Hadis - Çevre Temizliği
ve İslam
Bütün Hadisler
KURAN DİNLE
     Harika Kız
     Yasir Abdussamed
 
MELBOURNE 3Z RADYOSU KONUSMALARI
     Medinedeki Adamlar
     Kirmizi Sal
     Allah İçin İş Yapmak
     Aile Ferlerine Yapilan Harcamalar
 
Copyright © Fehmi Cicek