ANA SAYFA
      HAYATI
      ŞİİRLERİ
      HİKAYELERİ
      KİTAPLARI
      MAKALELERİ
      DÜNYA GAZETESİ YAZILARI-MELBOURNE
      ÇOCUKLAR İÇİN
      İLETİŞİM BİLGİLERİ


   BİZANS İMPARATORU
HERAKLIUS HADİSİ

DEVLETİ SOYANLAR

Dünya üçüncü bin yılın ilk senesine girerken, teknolojik gelişmeler baş döndürücü hızla devam edip insanlar İslama koşarken, sağlam bir manevi eğitim almayan, kalbinde Allah korkusu, beyninde âhiret inancı taşımayan kimselerin yolsuzluklara karışarak devlet kuruluşlarını soyup hortumlamaları sebebiyle Türkiye iflasın eşiğine dayanmış ve tarihinde görülmemiş bir kriz yaşamıştı. Türkiye'yi bu noktaya getiren yöneticiler -her ne kadar dünyada hesap vermeseler de- ahirette mutlaka hesabları görülüp defterleri dürülecektir. Bir ülkenin kalkınması için beş yıl, bilemediniz on yıl yeter. Ömer b. Abdilaziz iki buçuk yıl içerisinde uyguladığı âdil, hikmetli, faziletli ve bereketli bir yönetimle kocaman devletin câri açığını kapattığı gibi hazineyi altınla doldurup taşırmıştı. Almanya ikinci dünya savaşında yerle bir olmasına rağmen kısa zamanda kalkınmasını tamamlamış ve Türkiye dahil olmak üzere bir çok ülkeden işçi transfer etmeye başlamıştı. Japonya örneği ortada. Peki Türkiye yöneticilerine ne oluyor ki seksen yıl geçmesine rağmen hala daha halkını zenginleştiremiyor? Ekonomik kalkınma ve refahı sağlıyamıyor? Coğrafi olarak dünyanın en güzel yerinde olmasına rağmen?.. Elbette ki bunda seksen yıldır ülkeyi kalkındırmak yerine, halkın inancıyla uğraşan yöneticilerin büyük payı var. Hırsızlık yapmasalar, hortumlamasalar, çalmasalar, geliri eşit ve âdil dağıtsalar kısa zaman içinde halkımız zenginleşir.

Biz devlet kademlerinde yolsuzluk yapan (veya yapmak isteyen) yöneticilere Hz. Fahr-i Cihan Efendimiz'in beyinlere kazınması gereken şu sözlerini hatırlatırız:

Abdurrahman b. Sa'd es-Sâidî (r), Rasûlullah'ın (sav.) "Ezd" kabilesinden İbn-i Lütbiye isimli bir adamı zekat toplamak üzere görevlendirdiğini rivayet etti. Bu adam (zekatı toplayıp) Rasûlullah'a (sav.) gelince "Þu mallar sizindir. Þunlar da bana hediye verildi" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sav.) insanları mescide toplayıp bir hutbe verdi. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şunları söyledi: "Ben içinizden bir adamı, Allah'ın beni vekil tayin ettiği bir iş üzerine görevli olarak atıyorum. Sonra o bana gelip diyor ki "Þu mallar sizindir. Þunlar da bana hediye edildi!" Eğer bu adam gerçekten doğru söylüyor ise, neden babasının (veya annesinin) evinde otururken hediyesi ona getirilmedi? Allah'a yemin ederim ki, sizden herhangi biriniz (devlet kademelerinden, kamuya ait mallardan) hakkı olmadan herhangi bir şey alırsa kıyamet günü o şeyi sırtında yüklenmiş olarak Allah'ın huzuruna çıkacaktır. Sakın, içinizden hiç kimseyi kıyamet günü sırtında hırlayan bir deve veya böğüren bir inek veya meleyen bir koyun taşıyarak Allah'ın huzuruna çıktığını görmeyeyim!.." Sonra Allah Rasulü (sav.) koltuklarının altının beyazı görünecek kadar ellerini yukarıya kaldırıp üç defa "Allah'ım tebliğ ettim mi?" dedi. (Buhari, Zekat 3, Ahkam 24. Müslim, İmare 26-27)

Abdullah b. Amr (r) şöyle dedi: Hz. Peygamber'in (sav.) seferde bazı yükleme hizmetlerini yapan ve kendisine "Kirkire" denilen bir adam vardı. Bu adam öldü. Bunun üzerine Rasûlullah (sav.): "O cehennemdedir" buyurdu. Sahabeler adamın durumunu araştırmak için evine gittiler. Bir de baktılar ki adamın ganimet mallarından çaldığı bir âbâ (elbise) var!..

Ganimet malından bir âbâ çalan bir adam için "O cehennemdedir" diyen Hz. Fahr-i Kâinat Efendimiz (asv.), ya devlet kasalarından trilyonları götürenler için ne derdi acaba?!.. Ancak burada önemli bir noktayı hatırlatmak gerekir: Bu hadislerin bilinciyle yaşayan, islam düşünce ve eğitimi ile yetişen insanların ne yüce bir toplum oluşturduğunu anlamak için ünlü tarihçi Albert Tonby'nin şu cümlelerine kulak vermek yeterlidir: "Batılı bir seyyah Kostantiniyye fethedildikten sonra İstanbul'a gelir. Bir cuma namazı vakti şehre ulaşınca, esnafın dükkanlarını açık bırakarak, kilit vurmadan câmiye gittiğini görür. Ortada, açıkta duran mallara hiç kimse dokunmaz. Bir kadın dükkanın birinden ihtiyacı kadar mal alır ve parasını da terazinin yanına bırakır. Câmiden dönen dükkan sahibi parayı terazinin yanından alıp kasasına kor!.. Bu manzarayı gören seyyah, "Plato'nun ideal devletine dünyada en yakın devlet Osmanlı devletidir" der!... İşte medeniyet!.. İşte çağdaşlık!... İşte ilericilik!.. İşte o medeni ve çağdaş toplumu oluşturan KURAN!.. İSLAM!.. Ve günümüzde, o ilâhi kitaptan uzaklaşarak ülkeyi batma noktasına getiren, devleti soyan, çağdaş, diplomalı hırsızlar!...

HASAN FEHMİ ÇİÇEK

7 Agustos 2009. Melbourne

www.fehmicicek.com

SÜNNET RİSALESİ
1- SÜNNETE YÖNELTİLEN İTİRAZLAR VE ELEŞTİRİLER
2- HADİSLERİN YAZILMASI
Bütün Sünnet Risaleleri
NÜBÜVVET PINARI
     12-11-2004 Hadis Dersi
     05-11-2004 Hadis Dersi
Bütün Hadis Dersleri
HADİS OKU
     118. Hadis - Sadaka
     119. Hadis - Çevre Temizliği
ve İslam
Bütün Hadisler
KURAN DİNLE
     Harika Kız
     Yasir Abdussamed
 
MELBOURNE 3Z RADYOSU KONUSMALARI
     Medinedeki Adamlar
     Kirmizi Sal
     Allah İçin İş Yapmak
     Aile Ferlerine Yapilan Harcamalar
 
Copyright © Fehmi Cicek