ANA SAYFA
      HAYATI
      ŞİİRLERİ
      HİKAYELERİ
      KİTAPLARI
      MAKALELERİ
      DÜNYA GAZETESİ YAZILARI-MELBOURNE
      ÇOCUKLAR İÇİN
      İLETİŞİM BİLGİLERİ


   BİZANS İMPARATORU
HERAKLIUS HADİSİ

İCRAATIN DİLİNDEN

Bazı insanlar konuştukları zaman mangalda kül bırakmazlar. Ağzından çıkan kelimelerden medeni bir insan olduğunu zannedersiniz. Sağ’ıyla-sol’uyla (kuzeyi-güneyiyle) bütün politikacılara sorsanız, her birisi insan haklarına bağlı olduğunu söyler. Hatta demokrasiden dem vururlar. Anayasalarında “Hukuk” devleti yazar, ama darbelerle, ideolojik ve partizan yaklaşımlarla hukuku defalarca çiğnerler. Irak’a girip bir milyondan fazla insan öldürürler, ardından dünyaya barış, insan hakları ve medeniyet dersi vermeye kalkarlar!?.. Lâiklik’den bahsedip “Din devlete karışmaz, devlet dine” derler, ardından Diyanet İşleri Başkanlığı’nı hükümete bağlı bir bakanın emrinde çalışmaya mecbur ederler. “Ben müslümanım (Allah’a teslim oldum). Allah’tan başka ilah yoktur” derler, ama kalplerinde para, makam, şehvet, şöhret vs., gibi binlerce ilah edinirler! “Biz eğitime büyük önem veriyoruz” derler, ama öğretmene gerekli değeri vermezler!...

Bütün bu örnekler ve bunlar gibi daha onlarcasının bizi getirdiği netice şudur: Artık söz devri bitmiştir. Bizim için ağızdan çıkan yaldızlı kelimelerin hiç bir önemi kalmamıştır. Asıl önemli olan “İcraatın Dili”dir. Biz sözlere, vaadlere değil, icraata bakarız. “Dilin değil, icraatın konuşşun” deriz. “Medeni” olduğunu, dilin değil icraatın söylesin. Yardımsever olduğunu, sözlerin değil icraatın ıspatlasın. Müslüman olduğunu, Mü’min (etrafına güven veren) bir insan olduğunu sadece dilin değil, yaptığın işler söylesin. “Yalancı” olmadığına sözlerin değil, davranışların şahidlik yapsın. Dürüst bir siyasetçi, dürüst bir tâcir, dürüst bir insan olduğunu sözlerin değil, bırak amellerin göstersin!..

Zira, son dönemlerde piyasada öyle insanlar türedi ki, söylediği şeyleri, icraatları yalanlıyor. Yaptığı şeyler, söylediklerine uymuyor!?. . Adam diliyle “Karıcığım seni çok seviyorum” diyor, ama icraatında hanımına bir hediye alıp getirmiyor! Sahtekar, yalancı!.. Adam diliyle “Abi, size saygım sonsuz” diyor, ama icraatında abisinin hiç bir isteğini yerine getirmiyor!? Sahtekar, yalancı!.. Diliyle “Falanca tarihte şu işi yapacağım” diyor, o tarih geldiğinde türlü, türlü bahane uyduruyor!? Sahtekar, yalancı!.. Diliyle “Sosyal Demokratım. Halkçıyım” diyor, icraatında halkın inançlarına saygı göstermiyor. Halkın ekonomik, sosyal, psikolojik problemlerini çözmüyor!? Sahtekar, yalancı!.. Afrikadaki açları görünce diliyle “Aah, vaah! Yazık, yazık!” diyor, ama elini cebine atıp o açları doyurmak için iki çuval un göndermiyor!? Sahtekar, yalancı!.. Diliyle insan haklarını savunuyor. İcraatında kaç tane insanın canına, malına, şeref ve haysiyetine, inanç ve değerlerine zarar veriyor!? Sahtekar, yalancılar!...

Aslında yaşadığımız ekonomik, siyasi, hukuki ve sosyal problemlerin arka planında yatan sebeplerden bir tanesi de şudur: Toplumda sözleriyle icraatı bir birini destekleyen, sözleri icraatını, icraatı da sözlerini yalanlamayan, mürüvvetli, şahsiyetli, karakterli fertler yetiştirememek! Çünkü bu problemlerin temelinde insan yatmaktadır. İnsanı düzeltmeden, toplumu, siyaseti ve ekonomiyi düzeltmeniz mümkün değildir. İnsanı düzeltmenin tek yolu da; onun kalbini ve beynini “Vahiy” ile aydınlatmaktır. Yani İSLAM’dır.

Bakınız Kur’an-ı Kerim, söz ile icraatın bir birini desteklemesi için bir çok âyet-i kerime’de “İman” ile “Salih amel” (güzel davranış, iyi işler)i yan yana zikreder. “Saf” suresinde: “Ey İman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niye söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında çok büyük bir gazab ve öfkedir” der. Hz. Peygamber (sav.) de diliyle, icraatı farklı olanları münafıklık sıfatlarından birine sahip olmakla zemmeder. Hatta şu dört sıfat kimde bulunursa apaçık bir münafık olduğunu ilan eder: 1- Konuştuğu zaman, yalan söyleyen 2- Kendisine güvenildiği zaman, güveni kötüye kullanan 3- Söz verdiği zaman, sözünü erteleyen 4- Birisiyle tartıştığı zaman, aşırı giderek karşı tarafa (hak etmediği) bir kötülük yapan. Yâsin suresinde icraatın diline dikkat çekmek için hesap gününden bahsederken “Bugün biz, onların dudaklarını mühürleriz. Onların elleri bizimle konuşur. Ayakları da yaptıklarına şâhit olur” der. İşte, tarihimizde uyguladığımız İslam medeniyetinde şerefli ecdadımız sözden çok icraatın diline ehemmiyet vermiş, yüce değerleri aksiyon ve amele çevirmiş, şahsiyetli, üstün karakterli fertler yetiştiren tasavvuf müesseseleri kurmuştur. Bu müesseselerden Yunus’lar, Mevlâna’lar, Mehmet Akif’lerin de ötesinde öyle insanlar yetişmiş ki – sözleriyle değil- bir bakışıyla, bir oturuşuyla, bir tebessümüyle nicelerinin hayatlarını baştan başa değiştirmiş, gönüllerde taht kurmuş, Allah’ın izniyle solmaya yüz tutan fidanları yeşertmişlerdir. Selam olsun o yüce insanlara... Selam olsun onların izini takib edenlere...

SÜNNET RİSALESİ
1- SÜNNETE YÖNELTİLEN İTİRAZLAR VE ELEŞTİRİLER
2- HADİSLERİN YAZILMASI
Bütün Sünnet Risaleleri
NÜBÜVVET PINARI
     12-11-2004 Hadis Dersi
     05-11-2004 Hadis Dersi
Bütün Hadis Dersleri
HADİS OKU
     118. Hadis - Sadaka
     119. Hadis - Çevre Temizliği
ve İslam
Bütün Hadisler
KURAN DİNLE
     Harika Kız
     Yasir Abdussamed
 
MELBOURNE 3Z RADYOSU KONUSMALARI
     Medinedeki Adamlar
     Kirmizi Sal
     Allah İçin İş Yapmak
     Aile Ferlerine Yapilan Harcamalar
 
Copyright © Fehmi Cicek