KÖR GÖZLER
Hayır, hayır. Görme özürlü kardeşlerimi kasdetmiyorum. Gözündeki bir rahatsızlıktan dolayı dünyayı göremeyenler "özürlü" sayılmazlar. Asıl özürlüler, gözleri gördüğü halde kalbindeki hastalıktan dolayı hakikatleri ve gerçekleri göremeyen bakar-körlerdir. Olayların perde arkasını farkedemeyenlerdir. Nesneyi görüp fâil'i anlamayanlardır. Adama gül veriyorsun, "Neden bana diken uzatıyorsun?" diyor! İş, aile ve toplum hayatında kendisini mutlu edecek çare ve çözüm önerilerini sunuyorsun, anlamıyor; gidip kendisini zarara sokan yollara giriyor! Sağlığının kıymetini hastane köşelerinde anlıyor! Ne güzel bir eşi, ne güzel bir ailesi, ne güzel imkanları olduğunu farkedemiyor; ama ne zaman bu nimetler elinden gidince işte o zaman "eyvaah"lar ediyor! Kimileri anlayışını o kadar öldürmüş ki canavarın eline düşmüş biraz sonra parçalanacak, ama o hala canavarın ağzında şarkı söylüyor! Kör gözler...
Adam cenaze mezara konurken bile kabrin başında fenerbahçe-galatasaray mücadelesi yapıyor!.. (Ben Melbourne da bunu gözlerimle görüp kulaklarımla işittim!). Üstad Necib Fazıl ne güzel söylemiş: "Minarede ölü var diye acı bir salâ.. Er kişi niyetine saf, saf namaz ne a'lâ.. Böyledir de ölümü kimse inanmaz halâ... Ne tabutu taşıyan ne de toprağı kazan..." Kör gözler...
Adam Irak'ı işgal edip bir milyon insan öldürüyor ve bunu "Demokrasi" ve "insan hakları" adına yaptığını söylüyor!!! Hiroşima ve Nagasâki'ye atom bombası atıyor, binlerce insanı bir anda yakıp kül ediyor, milyonlarca çığlık sesleri semayı parçalıyor ve adam bunu "Barış adına" yaptığını iddia ediyor!!! Ve buna inanan insanlar çıkıyor.. Kör gözler...
Gazze'de bebeklerin üzerine bomba yağdırıyor, "Niye masum insanları öldürüyorsun. Gücün bebeklere mi yetiyor?" diye soruyorsun, "Bunlar ilerde büyüyüp terörist olacaklar" cevabını veriyor! Bizim allı-felli, kocaman, kocaman adamlar da "İsrail haklı" diyor!.. Kör gözler...
Adam cami-dernek faaliyetlerini yürütüyor, İslam'ın "İ"sini bilmiyor, Kuranı önüne koysan okuyup anlayacak seviyede değil, yüzlerce hadis'e muhalefet ediyor, onlarca haram işliyor, ardından kendisini "mücahit" görüyor!.. Kör gözler...
Hz. Peygamber (sav) "Siz bilir misiniz, Müflis (iflas eden) kimdir?" diye soruyor, sahabeler "Müflis, ticaret yapıp malını mülkünü her şeyini kaybeden kimsedir" deyince Hz. Peygamber (sav): "Hayır, ümmetimden asıl iflas eden kimseler; kıyamet günü (dolu dolu) namaz, oruç, hac, zekat sevapları getirdiği halde, aynı zamanda falanca kimseyi dövmüş, falanca kimsenin malını yemiş, falanca kimsenin kanını akıtmış, falanca kimsenin onuruna dil uzatmış olarak gelip, ardından sevaplarından hak sahiplerine teker teker veren, eğer ödeyeceği haklar bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisinin üzerine yüklenen, böylece tutulup cehenneme atılan kimsedir" diyor (Müslim, Birr 59. Tirmizi, Kıyâme 2), adam yine de insanların arkasından konuşup, kişilik haklarına saldırıp, şerefine dil uzatıp, işçisinin hakkını yiyor... Kör gözler...
Körlüğün en ağırı ve en kötüsü; bir insanın, kendisini yoktan var eden, kalbini çalıştıran, hayat veren, kainatı yönetip idare eden Yaratıcı'sını tanıyamamasıdır. Bunların gözlerinin önünde mucize gerçekleşse bile, kainattaki binlerce delil yaratıcıyı gösterse bile, yine de inanmazlar. "Eğer biz bu kuranı gökten senin üzerine kağıtlara yazılmış bir kitap olarak indirseydik, onlar da (gözlerinin önünde cereyan eden bu mucize karşısında) elleriyle o kitaba dokunsalardı, yine de kâfirler "Bu apaçık bir sihirdir" derlerdi" (En'am: 7). Çünkü onlar kördürler... Kulakları var (ama doğruları) işitemezler. Dilleri var (ama Hakk'ı) konuşamazlar. Gözleri var ama hakikatleri göremezler. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler....
İşte İman; insana varlığı ve kâinatı en üst seviyede, en mükemmel ölçülerle anlamasını sağlayan bir ışıktır. Bu ışık, kalbini günahlarla öldürmeyen insanlara verilir. İnsan günahlardan uzak durdukça çevreyi ve olayları algılama kabiliyeti gelişir. Anlayışı artar. Kâinattaki muhteşem sanatı görmeye başlar. Olayların perde arkasını görür. Böylece yediği yemekten giydiği elbiseye varıncaya kadar hayata büyük bir anlam yükler. Mâna dolu bir hayatın zenginliği içerisinde her bir saniyesinin tadını yudumlar. Kalbini günahlarla öldürüp katılaştıranlar ise, yaptıkları çirkin işleri güzel görürler. Çünkü şeytan onlara yaptıkları rezillikleri süslemeye başlar (En'am:43). Böylece hayasızlığı "çağdaşlık", hırsızlığı "akıllılık", isrâf'ı "ilericilik", zulüm ve haksızlığı "demokrasi ve medeniyet" olarak görmeye başlarlar... |