ANA SAYFA
      HAYATI
      ŞİİRLERİ
      HİKAYELERİ
      KİTAPLARI
      MAKALELERİ
      DÜNYA GAZETESİ YAZILARI-MELBOURNE
      ÇOCUKLAR İÇİN
      İLETİŞİM BİLGİLERİ


   BİZANS İMPARATORU
HERAKLIUS HADİSİ

MÜSLÜMAN VE KÂİNAT

“Müslüman” kelimesi Arapça’da “esleme (teslim oldu)” fiil’inin öznesi olan “Müslim” (teslim olan şahıs, teslim olan kimse) kelimesiyle eş anlamlıdır. Buna göre “Müslüman”, Yaratıcı’nın iradesine teslim olan, Allah’ın emir ve yasaklarına boyun eğip itaat eden kimse demektir.

Çok enteresandır ki Kur’an-ı Kerim, Âl’i-İmran suresinin 83. ayeti kerimesinde göklerde ve yerde bulunan her şey için de aynı fiili kullanmaktadır. “Yoksa onlar (ehli kitap), göklerde ve yerde bulunan herşey, O’na teslim olduğu halde, Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar!...”“Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah’a secde eder” ( Ra’d: 15)

Müslüman ile kâinatta bulunan her şey arasında bir isim benzerliği vardır. Her ikisi de “Müslüman”dır. Böylece aralarında müthiş bir âhenk, uyum ve gâye birliği oluşur. Her ikisi de Allah’ın Kudret’ine, İrâde’sine ve Otorite’sine teslim olmuştur. Bunun şuurunda olan bir müslüman, çevresindeki ağaçlarla, dağlarla, çiçekerle, havyanlarla, nehirlerle vs, büyük bir ünsiyet, sevgi, muhabbet ve kardeşlik bağı kurar. Çünkü çevresinde bulunan her şeyin Allah’ın emirlerine teslim olduğunu anlayınca, kendisinin de Allah’a boyun eğen bir kul olduğunu düşününce, çevresindeki eşyayı sevmeye başlar. Onlarla aynı gâyeye hizmet eden bir kardeşlik hukuku içerisine girer. Böylece çevresinde gördüğü her şeyden büyük bir lezzet ve tad alır. Bazen çiçeklerle konuşur, bazen ağaçlarla dertleşir, bazen de üzerinde tatlı anıların canlandığı yerlere gidip oraları ziyeret eder... Tıpkı Hz. Peygamber’in (sav.) yaptığı gibi... O (sav.), Medineye hicret ettikten sonra her Cumartesi günü, ister binitli ister yaya, ilk Cuma namazını kıldığı Kuba mescidini ziyarete giderdi... Yine fırsat buldukça Uhud dağını ziyaret eder “Uhud bizi sever, biz de Uhud’u” derdi...

Fetihten sonra Mekke’de onsekiz gün kalacaktı. Medine’ye hicret ettiğinde bütün Medine’lilerin Hz.Peygamber’i evinde misafir etmek istedikleri gibi, bu sefer Mekkeliler aynı şeyi istiyordu. Nebiyy’i-Muhterem’e gelip sordular: “Yâ Rasûlellah! Nerede kalmayı arzu edersiniz? Hz.Peygamber’in verdiği cevaba bakın:

  • Benim çadırımı “Şi’b-i Ebi Tâlib” vâdisine kurun!..

Hani şu Mekke döneminde Müslümanların muhasara edilip aç, suzuz bırakılarak sosyal boykota uğradıkları, açlıktan ağlayan bebeklerin Mekke sokaklarından duyulduğu vâdi... Hz.Peygamber (sav.) orayı unutmamış... Şimdi o vâdiyi şereflendirmek istiyor... Yüce duygular... Üstün şahsiyet... İncelik... Selamların en güzeli senin üzerine olsun ey Beşerin Efendisi...

İbn-i Ömer (rhuma) rivayet eder: Rasulullah (sav.) sefere çıkıp ta geceleyin konaklayınca şöyle derdi: “Ey yeryüzü! Benim de Rabb’im, senin de Rabb’in Allah’tır. Senin şerrinden, sende bulunanların şerrinden, senin üzerinde yaratılanların şerrinden, senin üzerinde hareket edenlerin şerrinden Allah’a sığınırım. Aslanın ve karanlığın şerrinden, yılanın ve akrebin şerrinden, beldenin sakinlerinin (cinlerin) şerrinden Vâlidvemâveled’in şerrinden Allah’a sığınırım” (Ebû Dâvud, Cihat 75). Bakınız bu hadis-i şerifte Efendimiz (asv), yer ile –canlı bir varlıkmış gibi- nasıl konuşuyor!..

“Kâinat (Universe)” kelimesinin Arapça karşılığı “Âlem” dir. Âlem”, “alâmet” kelimesiyle aynı köktendir. Âlâmet –Türkçe’mizde kullanıldığı gibi “belirti, işaret, delil” anlamına gelmektedir. Kâinata “belirti, işaret, alâmet” anlamındaki “Âlem” kelimesinin verilmesinin altında derin bir mana yatmaktadır. Çünkü, bu kâinatta bulunan her şey, her bir zerre, Allah’ın varlığına, birliğine, kudretine, ilmine vs, işaret eder! O’nun kemal sıfatlarını gösterir! Bir müslüman, kâinatta yeni doğan bir canlıyı görünce, Allah’ın “Muhyî (hayat verici)” ismini hatırlar ve hemen O Yüce Yaratıcıyı ta’zim eder... Bir gül, bir sümbül, bir lâle görünce, Allah’ın “Cemâl (Güzel, güzellik veren, güzelliğin kaynağı)” sıfatını hatırlar ve hemen O Yüce Yaratıcıyı tesbih eder... Meyve veren bir ağacı, sebzeleri, domatesleri vs, görünce Allah’ın “Rezzâk (rızık veren)” sıfatını hatırlar ve hemen O Yüce Yaratıcıyı takdis eder... Tonlarca ağırlıktaki bir uçağı gökyüzünde görünce Allah’ın “Kudret” sıfatını görür ve hemen O Yüce Yaratıcıyı noksan sıfatlardan tenzih eder... Böylece kainatta bulunan her bir varlık ile bir iletişim içine girer... Bir ünsiyet ve sevgi bağı kurar.. Her şeyden bir mesaj alır. “Receiver (Alıcı)”larını öldürmeyip hayatın her saniyesini büyük bir lezzete çeviren insanlara müjdeler olsun...

SÜNNET RİSALESİ
1- SÜNNETE YÖNELTİLEN İTİRAZLAR VE ELEŞTİRİLER
2- HADİSLERİN YAZILMASI
Bütün Sünnet Risaleleri
NÜBÜVVET PINARI
     12-11-2004 Hadis Dersi
     05-11-2004 Hadis Dersi
Bütün Hadis Dersleri
HADİS OKU
     118. Hadis - Sadaka
     119. Hadis - Çevre Temizliği
ve İslam
Bütün Hadisler
KURAN DİNLE
     Harika Kız
     Yasir Abdussamed
 
MELBOURNE 3Z RADYOSU KONUSMALARI
     Medinedeki Adamlar
     Kirmizi Sal
     Allah İçin İş Yapmak
     Aile Ferlerine Yapilan Harcamalar
 
Copyright © Fehmi Cicek