عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قال: مَنْ غَدَا إِلَى الْمَسْجِدِ أَوْ رَاحَ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُ فِي الْجَنَّةِ نُزُلاً كُلَّمَا غَدَا أَوْ رَاحَ .متفق عليه
Ebu Hureyre (r.a), Hz. Fahr-i Cihan (a.s.v)’ın şöyle dediğini rivayet etti:
مَنْ غَدَا إِلَى الْمَسْجِدِ أَوْ رَاحَ Her kim günün ilk yarısında - veya ikinci yarısında- camiye giderse,
أَعَدَّ اللَّهُ لَهُ فِي الْجَنَّةِ نُزُلاً كُلَّمَا غَدَا أَوْ رَاح Allah Teala, camiye her gittiğinde o kimse için cennette bir ziyafet hazırlar...
(Buhari, Ezan 37. Müslim, Mesacid 285)
* * *
Camide cemaatle namaz kılmanın önemini, mescitlerin İslam toplumundaki konumunu muhteşem bir uslupla dile getiren bu hadis-i şerif’ten çıkaracağımız ibret ve dersleri şöyle sıralayabiliriz:
Cennetteki Ziyafet:
1- Allah Teala mescitlere büyük önem vermiştir. Müslümanları devamlı camilere gitmeye teşvik etmiştir. Müslümanın camiye her gidişinde, cennette ona bir ziyafet hazırladığını bildirerek gönlümüzü büyük bir sevinç ve mutlulukla doldurmuştur. O halde, camiye her gidiş-geliş sanki cennetteki ziyafet ve ikrama gidip gelmek gibidir. İşte, cennetteki Allah’ın ziyafetine gittiğini düşünen bir Müslüman camiye doğru giderken en güzel elbiselerini giyip güzel kokular sürmelidir. Zira ziyafet sahibi, ikramı bol, Âlemlerin Rabbi, Yüce Sultandır. O nedenle Allah Subhanehü ve Teala, A’raf suresi 31. ayet-i kerimede يا بني أدم خذوا زينتكم عند كل مسجد “Ey Ademoğlu, her mescide gidişinizde, süslenin (güzel elbiselerinizi giyin)” buyurmaktadır.
Cemaatle Namaz:
2- Başka bir hadis-i şerifte, camiye cemaatle namaz kılmak için giderken atılan her bir adımla, o Müslüman’ın Allah katında bir derece yükseldiğini diğer bir adımla da bir günahının temizlendiğini, camiye girdiği zaman namaz kıldığı yerde boş kelam etmeden kaldığı müddetçe meleklerin o kimse için “Allah’ım bu kuluna merhamet et, Allah’ım bu kulunun tevbesini kabul et, Allah’ım bu kuluna mağfiret et!” diye dua ettiklerini, camiye giderken atılan her bir adımla bir sadaka vermiş gibi sevap kazandığı bildirilmiştir. Bu hadis-i şerifimizde ise yüce Rabbimiz Resul-ü Ekrem’in diliyle bizlere ayrı bir müjde vererek bir Müslüman’ın camiye her gidişinde cennette ona bir ziyafet hazırladığını bildirmiştir. Bütün bunlar camiye giderken atılan adımların ne kadar değerli olduğunu gösteren, camide cemaatle namaz kılmanın önemini beyan eden, aynı zamanda da Yüce Rabbimizin biz kullarına ne kadar çok merhametli olduğunu ıspatlayan İslam’ın tatlı, yüce ve mukaddes delilleridir...
Dünya Çölü
3- Hadis-i şerifimizdeki “Ziyafet ve ikram” anlamına gelen ( نزلا ) kelimesine dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Aslında ( نزل ) kelimesi, arapçada, uzun bir çöl yolculuğundan gelen bir misafire, eve geldiği zaman ikram edilen ilk ziyafetin adıdır. Yüce Rabbimiz Âl-i İmran suresinin 198. ayeti kerimesinde şöyle buyurmaktadır:
“Ancak, Rabblerinin (emirlerine) karşı gelmekten sakınıp takva sahibi olanlar için, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. ( نزلا من عندالله ) Allah katından bir ikram ve ziyafet olarak...”
İşte, Yüce Rabbimiz Allah (Azze ve Celle), bu ayet ve hadislerde, dünya çölünde bin bir sıkıntı ve meşakkatle karşılaşan, ancak yine de Allah yolundan ayrılmayıp sırat-ı mustakim üzerinde sebât eden, sarsılmadan Kur’an-ın ve Sünnetin emirlerini tatbik edip yoluna devam eden, en sonunda da ölüm şerbetini içerek dünyayı terketdip âhirete göç eden bir kul için, sanki, “Ey kulum! Dünya çölünde çok sıkıntılar çektin. Acı ve ızdıraplar tattın. Ama yine de benim yolumdan ayrılmadın. İşte sana hazırladığım ziyafet: İçinde ebedi kalacağın, canının istediği her şeyi alacağın, altından ırmaklar akan Cennet... Buyur gir cennetime!..” der gibidir...
Böyle yüce, ulvî müjdelerle içimizi ferahlatan Alemlerin Rabbini mahlukatı adedince, kelimelerinin sayısınca, Arşının ağırlığınca hamd ile tesih ederiz.
|