عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قاّلَ: اْلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ أَوْ بِضْعٌ وَسِتُّونَ شُعْبَةً فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيمَانِ .
Ebu Hureyre (r.a), Nebiyy-i Muhterem (a.s.v) Efendimizin şöyle dediğini rivayet etti.
“ اْلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ أَوْ بِضْعٌ وَسِتُّونَ شُعْبَةً ” İman yetmiş küsür (veyahut altmış küsür) şubeye ayrılır.
“ فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ” Bu şubelerin en yüksek derecesi (en değerli ve faziletli olanı) “ لا اله الاالله ” sözüdür.
“ وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ ” En alt derecesi ise, yoldan Müslümanlara zarar veren bir şeyi kaldırıp izale etmektir.
“ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيمَانِ ” Haya (utanma duygusu), imanın bir parçasıdır.
(Müslim, İman 58)
* * *
İMAN:
İman konusu, bir Müslüman’ın, hatta bütün dünya insanlığının en önemli meselesidir. Dinin temelleri, aslı ve özüdür. Biz imanımız vesilesiyle لا اله الاالله محمد رسول الله kelimesiyle cehennemde ebedi kalmaktan kurtuluyoruz. Yine bu kelime vesilesiyle muhteşem güzelliklerle dolu olan cennete giriyoruz. Yine imanımız ve bu kelime vesilesiyle yeryüzünde dünya hayatnda şeref ve değer kazanıyor bir çok nimetler elde ediyoruz. Hz. Fahr-i Cihan Efendimiz diğer hadislerinde şöyle buyuruyor:
وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم : لاَ تَدْخُلُوا الجنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا، أَوَ لاَ أَدُلكمْ عَلى شَيْءٍ إذا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ ؟ أَفْشُوا السَّلامَ بَيْنكُمْ .
“Nefsimi (Kudret) elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, iman etmediğiniz müddetçe cennete giremezsiniz.” (Müslim, İman 93. Ebu Dâvud, Edeb 131)
“Kim sıdk-ı kalbi ile لا اله الاالله derse, cennete girer”. (Buharî, İlim 49. Müslim, İman 53)
Yerin ve göğün yaratıcısını tanımayan, kainatı yöneten mutlak güç ve kudret sahibini reddeden bir kimse; yer ile göklerin arasını dolduracak kadar büyük bir suç ve şeneat işlemiştir. Aynı zamanda mutlak varlığı Şânına layık olmayan bir sıfatla tanımak veya O’na bir ortak ve benzer kabul etmek cürümlerin en kötüsü ve en korkuncudur. İşte, manasını idrak ederek samimi bir kalb ile لا اله الاالله محمد رسول الله diyen bir kimse, O Yüce Yaratıcıyı Şanına layık olmayan sıfatlardan tenzih edip kemal sıfatlarla Onu tanımış olur. Bu da imanın en yüksek mertebesidir.
لا اله الاالله kelimesi Allah’ı, Zât-ı Akdes’inde fiillerinde ve sıfatlarında bir, tek ve eşsiz kabul etmenin özet kelimesidir. Bu nedenledir ki bu kelime yerin ve göklerin anahtarıdır. Bütün peygamberler halklarını hep bu kelimeye davet etmişlerdir. Hayvanlar, bitkiler, fizik ve fizik ötesi dünya hep bu kelimenin tezahürüdür. Yerde ve gökte bulunan herşey O’nu hamd ile tesbih etmektedir. Varlığını, Birliğini, Yüceliğini ve Büyüklüğünü zikretmektedirler... İşte biz de bu büyüklük ve azamet karşısında yere yıkılıp kalbimizin derinliklerinden fışkıran sıcak bir haykırışla, Allah’tan başka ilah, otorite, güç ve mabud olmadığını, Hz. Muhammed’in de (s.a.v), Allah’tan aldığı mesajları insanlara bildirmekle görevlendirilen son elçi olduğunu bütün bir dünyaya, bütün bir kainata, bütün mahlukata ilan ediyoruz!..
نشهد ان لا اله الاالله وحده لا شريك له له الملك وله الحمد و هو علي كل شيء قدير...
|