عَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ رضي الله عنه قَالَ كَانَ رَجُلٌ لاَ أَعْلَمُ رَجُلاً أَبْعَدَ مِنَ الْمَسْجِدِ مِنْهُ لاَ تُخْطِئُهُ صَلاَةٌ فَقِيلَ لَهُ أَوْ قُلْتُ لَهُ لَوِ اشْتَرَيْتَ حِمَارًا تَرْكَبُهُ فِي الظَّلْمَاءِ وَفِي الرَّمْضَاءِ ؟ قَالَ مَا يَسُرُّنِي أَنَّ مَنْزِلِي إِلَى جَنْبِ الْمَسْجِدِ إِنِّي أُرِيدُ أَنْ يُكْتَبَ لِي مَمْشَايَ إِلَى الْمَسْجِدِ وَرُجُوعِي إِذَا رَجَعْتُ إِلَى أَهْلِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : قَدْ جَمَعَ اللَّهُ لَكَ ذَلِكَ كُلَّهُ. رَوَاهُ مُسْلِمٌ.
İmam Müslim Übey b. Ka’b (r.a)’ın şöyle dediğini rivayet etti:
“ كَانَ رَجُلٌ ” Bir adam vardı...
“ لاَ أَعْلَمُ رَجُلاً أَبْعَدَ مِنَ الْمَسْجِدِ مِنْهُ ” Evi, Mescid-i Nebevi’ye bu adamın evinden daha uzak başka bir kimse tanımıyordum.
“ لاَ تُخْطِئُهُ صَلاَةٌ ” Bu adam, hiç bir namazı da kaçırmıyordu.
“ فَقِيلَ لَهُ أَوْ قُلْتُ لَهُ ” Bir gün bu adama şöyle dedim:
“ لَوِ اشْتَرَيْتَ حِمَارًا ” Bir eşek satın alsan da
“ تَرْكَبُهُ فِي الظَّلْمَاءِ وَفِي الرَّمْضَاءِ ؟ ” Karanlık gecelerde, sıcak günlerde binerek mescide gelsen?!
“ قَالَ ” Adam şu cevabı verdi:
“ مَا يَسُرُّنِي أَنَّ مَنْزِلِي إِلَى جَنْبِ الْمَسْجِدِ ” Ben, evimin mescidin yanında olmasını istemem.
“ إِنِّي أُرِيدُ أَنْ يُكْتَبَ لِي مَمْشَايَ إِلَى الْمَسْجِدِ وَرُجُوعِي إِذَا رَجَعْتُ إِلَى أَهْلِي ” Muhakkak ki ben, mescide giderken attığım adımların ve geriye aileme dönerken yürüdüğüm adımların (Allah katında) yazılmasını istiyorum...
“ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ” Bu haber Efendimize (s.a.v) ulaştığında adama şöyle dedi:
قَدْ جَمَعَ اللَّهُ لَكَ ذَلِكَ كُلَّهُ “Hiç şüphesiz ki Allah bunların hepsini sana verdi.” Bir başka rivayette “umduğun oldu”
(Müslim, Mesacid 278)
* * *
CAMİYE GİDERKEN ATILAN ADIMLAR
Asr-ı Saadette yaşayan, Nübüvvet mektebinin şerbetinden içen yıldızlardan bir tanesinin daha sergilediği salih ameli, güzel davranışı anlatan hadis-i şerifimiz bir çok hikmetlerle doludur. Evi, Mescid-i Nebevî’ye en uzak ev olmasına rağmen bu yıldız, hiç bir namazı kaçırmıyor... Beş vakit namazı camide cemaatle kılıyor. Hem de hiç gecikmiyor. Kendisine karanlık gecelerde, yağmurlu havalarda, sıcak günlerde, güneşin hararetinin çöldeki çakıl taşlarını kavurduğu mevsimlerde, binip mescide gelmesi için bir merkeb satın alması teklif edildiğinde, “Hayır, ben mescide giderken attığım adımların yazılmasını istiyorum” diyor!.. Acaba karanlık gecelerde dağları taşları aştırıp onu mescide getiren aşk neydi?!. Yağmur çamur demeyip günde beş vakit camiye koşturtan aşk neydi acaba?!. Acaba neydi ki, onu hiç bir namazı kaçırmadan camiye yürüten?!. Kendisine “Binek al” denildiğinde, “Adımlarımın yazılmasını istiyorum” dedirten?! Neydi acaba? ..
İşte, “Şayet insanlar Sabah ve Yatsı namazını camide cemaatle kılmanın ne demek olduğunu bilselerdi, yerde sürüklenerek de olsa camiye gelirlerdi” (Buharî, Ezan 9) kudsi mesajının sırrını anlayan bir yürek taşıyan bir insanı artık yağmur, çamur, sıcak veya soğuk durdurabilir mi? Camiye giderken atılan her bir adımla Allah katında bir derece yükseldiğini, diğer bir adımla bir günahının silindiğini, o derecelerin neler ihtiva ettiğini anlayan bir insanı artık ne durdurabilir ki?... Onlar Allah Rasulünün mesajlarını anladılar... Anladılar da amelleriyle bunu gösterdiler. Böylece Asr-ı Saadet’in yızdızları oldular. Allah’ın rahmeti, bereketi ve mağfireti onların hepsinin üzerine olsun. Bizleri de o salih kulların yolundan ayırmasın...
|