‘Her canlı ölümü tadıcıdır,
Sonra hepiniz Bana döneceksiniz’ dedin,
Yüreğimde sızlayan acıdır,
Diyebilmek tabut içinde ‘Acele edin!’...
Dileğim Senden Rabbım, ülkem nurunla dolsun,
İsm-i Kerem’inle başlasın, mektep, medrese ve okul. Kabrimi dolduran muvahhid diller olsun,
Taşınırken toprak altına sâlih bir kul...
Peşinden gittiğin yola bir bak ey Tâgût!
Varacağın son durak, beyaz renkli çaput.
Üzülme sen ey mü’min kardeşim!
Yakındır, zâlimin bağıracağı tabut...
Gel bak, nasıl duyuyor taşlar, ağaçlar ve kuşlar,
Tırnaklardan fışkıran ‘Eyvaah’ sessini
Ama çare yok, açılmayan kafese koymuşlar,
Hissetmiyor taşıyanlar, cehennemi yakan nefesini...
H. Fehmi Çiçek
26 Nisan 2002 – İstanbul
Bu şiir aşağıdaki hadis-i şeriften ilham alınarak yazılmıştır: Ebû Saîd el-Hudrî (r) Hz. Peygamber’in (sav.) şöyle dediğini rivayet etti:
‘Cenaze (tabuta) konulup insanlar onu omuzlarına aldığı zaman, eğer (tabutun içindeki kimse) sâlih bir insan ise, (kabirde kendisine hazırlanan güzellikleri gördüğünden dolayı kendisini taşıyanlara) ‘Acele Edin!..’ diye bağırır. Eğer (tabutun içindeki) sâlih bir kimse değil ise ‘Eyvaah!... Beni nereye götürüyorsunuz?!..’ diye öyle bir bağırır ki, onun sesini insan hariç her şey duyar.. Eğer (o bağırışı) insan da duymuş olsaydı (korkudan) bayılırdı... (Buhari, Cenaiz 50) |