Bir sabah şiddetli bir rüzgar sesiyle uyandım,
Çatımızı ihtiyar evimizin götürecek sandım.
Daha gün doğmamıştı, her taraf karanlıktı,
Gelen yine duygu meltemi aralıktı.
Denizler kaynıyor, dağlar yürüyor, gök çatırtıyordu,
Manzara bütün dehşetiyle kıyâmeti andırıyordu.
Hemen kapanıp secdeye açtım ellerimi semaya,
Başladım ‘Yâ Rahmân, Yâ Vehâb’ diyerek duaya.
İlâhî! Nedir bu semânın feryâdı?
Silindi mi arz’dan Rasûl-i Ekrem’in adı?
İlâhî! Çıkmıyor mu dudaklardan nurlu sözler?
Kalmadı mı? Teheccüdlerde seccâdeleri ıslatan gözler?
Sanki açıldı birden bire semâ, seslendi avaz, avaz, Al kalemi eline diyeceklerimi yaz...
Adem oğlu çok zâlim hudut tanımamakta,
Feryatlara âlem, artık dayanamamakta.
Dünya zulüm, kan, göz yaşı, isyan ve şirkle doldu,
İyilerin çiçekleri bu asırda soldu...
Şu insana bak ki bebeklere kurşun sıkıyor,
Hayat binasını anne karnında yıkıyor..
Kardeş, kardeşe düşman, oğul babaya,
Eller kalkabiliyor artık, kendini doğuran anaya.
Herkesin fikri tuzak, doğruluk ise uzak,
Satılıyor ipek diye, çürük iplikli kazak.
Zindanda âlimler, sarayda câhiller,
İsyan ediyor Allah’a, kum yüklü sâhiller!...
Hasan Fehmi Çiçek
12.11.1994- Istanbul
|