Uzman alimler sahih hadislerin Kur’anla asla çelişmeyeceğini bildirmektedirler. İmam Şâtıbî "El-Muvâfakât" adlı meşhur eserinde "Hiç şüphesiz ki hadis Allah tarafından bir vahiydir. Bu nedenle Allah'ın kitabıyla tenâkuz'a (çelişkiye) düşmesi mümkün değildir" derken İbnü Hazm "El-İhkâm Fî Usûli'l-Ahkâm" adlı eserinde "Sahih hadiste kurana muhalefet eden hiç bir şey yoktur". "O heva ve hevesinden konuşmaz. Onun konuşması vahiyden başkası değildir" âyet-i kerimesi de bu görüşleri desteklemektedir.
Nasıl ki, Kur'an-ı kerimde bir birine zıtmış gibi görünen iki ayeti kerimeyle karşılaştığımızda hemen "Eğer (Kur'an) Allah katından olmasaydı, kesinlikle onda bir çok ihtilaflar bulurlardı" ayeti kerimesini hatırlayarak Kur’anın hiç bir ayeti arasında çelişki ve tenâkuzun olmadığını beyan eden "Müşkilü'l-Kur’an" adlı müstakil yazılmış eserlere müracaat ediyorsak, yine aynı şekilde vahyin diğer bir şekli olan sahih hadislerin ne kendi içinde ne de Kur’an ile çelişmeyeceğini, çelişkinin ancak bizim anlayışımızda ve bilgi eksikliğimizde olduğunu beyan eden müstakil eserlere müracaat etmeliyiz.
Sahih hadislerin ne kendi içinde, ne de Kura’nla çelişki ve tenâkuza düşmeyeceğini eser yazarak ilk beyan eden kimse İmam Muhammed b. İdris eş-Şâfiî'dir. İmam Şâfi'i "İhtilâfu'l-Hadîs" adlı kitabında bu konuya değinmiş ancak bu kitapta konunun bütün yönlerini ele almamıştır.
Sonra hicrî 276 yılında vefât eden İbnü Kuteybe ed-Dînûrî gelerek bu alanda "Te'vîlü Muhtelefi'l-Hadis" adlı kıymetli eserini yazmıştır.
Daha sonra Muhammed İbnü Cerir et-Taberî ve "Et-Tahkîk Fî Ehâdîsi'l-Hilâf" adlı esriyle Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzî gibi alimler bu alanda kıymetli kitaplar yazmışlardır. Ancak bu konudaki en kapsamlı, en geniş ve en mûteber eseri Ebû Cağfer et-Tahavî "Müşkilü'l-Âsâr" adlı kitabını yazarak vermiştir
Yine sahih hadisler arasında herhangi bir ihtilaf, zıtlık ve tenâkuzun olmadığını ve Kur’an ile asla çelişmeyeceğini delilleriyle ispat eden ve bu konuda uzman olduğu herkes tarafından kabul edilen İbnü Huzeyme:
"Ben, bir biriyle çelişkiye düşen hiç bir hadis bilmiyorum. Kimin yanında bir biriyle çeliştiğini zannettiği bir hadis varsa bana getirsin ona çelişki olmadığını göstereyim" demiştir.
O halde, kendi anlayışımıza göre Kur’ana zıt zannettiğimiz sahih bir hadisle karşılaştığımız zaman onu reddetmekten ziyade hemen bu kitaplara müracaat edip bu konudaki uzman alimlerin görüşlerini almalıyız. Zira insanların anlayışları, dini ilimlerdeki bilgileri, asrımızda çok kıtlaştı. İnsan daha kendi söylediği şeyi aradan bir müddet geçtikten sonra kendisi yalanlayabiliyor! Bir çok meşhur yazarın fikir değiştirdiğine ve daha önce söylediği şeylerden farklı şeyler söylediğine hep şahit oluyoruz. Bugün söylediğimiz şeylerden yarın pişmanlık duymayacağımızın tek garantisi nakle tâbi olmaktır. Kendi anlayışlarımızı sahih hadislerin önüne geçirerek "Ey İman edenler! Allah ve Rasûlü'nün önüne geçmeyin" âyet-i kerimesine muhalefet etmenin pişmanlığını yarın duymamak akıl sahibi kimselerin seçeceği tek yoldur.
Şâtıbî "El-Muvâfakât" 4/21
Necm: 3-4
Nisa: 82
Suyûtî, Tedrîbu'r-Râvî 1/197
Hucurât: 1 |